Paslanmış ufkumun sis çökmüş hayalini çürüttü Sen ölümle arana uzaklık koyacak dek soğuk bir kışı andırıyordun Geride ise, gözyaşlarına acımayacak kadar masum bir seveni kandırıyordun Özlemlerime koşacağım anların teneffüs zilini çalmadığında, Geçmişteki mutluluklar yeter dermişçesine Tren çığlığı rayların küflenmiş demirlerinin, Masumiyetine benzediği zamanları kazıdım hafızama Şeytanla arkadaş olan acımasızlığının teseddürüne bürünmüş sahte yüzün Kim bilir Daha kaç kişiye verecek keder Başkalaşan kişiliğin, kimden darbe almışdı da Yoksulluğumu büyüttüğüm verimsiz tarlamın ekinlerine, Bir karga gibi sokulup, oruç bozarcasına İyinin ve kötünün kararsızlığıyla saldırdın? Asil bir sefillik deryasında Oltama takılan alg kaplamış yüreğin, Kibir diyerek yaşamaya çalıştığım Paslanmış ufkumun sis çökmüş hayalini çürüttü Duymayı şimdiden unuttuğum Sağırmı oldum yoksa dedirten tatlı sözlerini, Hangi sütü lekeli ananın evladına söyledin de Notasız besteler gibi Türküsüz bir ömre mahkûm bıraktın beni? Lakin bir gün hepsinden bıkıp, Bakkal defteri ve taksit kartları sıkıntısında Sade bir ömrün kenar mahalle saflığında yaşamak istiyorum dersen, Ve sorarsan bu acımasızlığından kurtulmanın yolunu Sana tek tavsiyem, Azraillin elinden su iç! Bir insanı sevmekle başlıyordu aşk Ve terk etmesiyle acı alinti