Forumda yenilikler devam etmektedir , çalışmalara devam ettiğimiz kısa süre içerisinde güzel bir görünüme sahip olduk daha iyisi için lütfen çalışmaların bitmesini bekleyiniz. Tıkla ve Git
x

Son konular

Peygamberlerin Mucizeleri!

Peygamberlerin Mucizeleri!

iltasyazilim

FD Üye
Katılım
Ara 25, 2016
Mesajlar
0
Etkileşim
17
Puan
38
Yaş
36
F-D Coin
58
Mucize, Allah’ın yaratmasıyla peygamberin elinden sâdır olup, peygamberin peygamberlik davasını ispata matuf harikulâde hâl ve keyfiyettir ve her peygamberin mucizesi, insanların ilim ve irfan dünyasına yeni ufuklar açan birer işarettir Peygamberler hem maddî hem de mânevî terakkide insanların rehberleri konumundadırlar ve insanlar onların arkalarından giderek bir yerlere varabileceklerdir Meselâ bir tasavvuf ehli, “seyr ilallah, “seyr fillah, “seyr maallah ve “seyr anillah deyip bir yolculuğa çıkmakta ve bunu yaparken de kendisine peygamberi rehber edinmektedir Miraç, harikalar kuşağında, böyle peygamberâne bir seyahatin unvanıdır Meselâ Seyyid Şerif Cürcânî, Sadettin Teftâzânî, Şirâzî, İsferâyînî, İmam Maturîdî ve Ebû’lHasen elEş’arî gibi kimseler, kelâm yoluyla Cenâbı Hakk’ın zâtî sıfatları ve esmâi kudsiyesi yolunda seyahat yapmışlardır Yine meşhur İslâm filozoflarından İbn Sina “Allah’tan başka her şey mümkinü’lvücuddur, Allah ise vacibü’lvücuddur diyerek belli yollarla vacibü’lvücud gerçeğine ulaşmıştır Hatta biz, bugün bu ifadeyi o kadar benimsemişizdir ki, “vacibü’lvücud ifadesini Cenâbı Hak’tan gelmiş bir ad ve unvan gibi kullanırız Esasen bu tabir, İbn Sina’nın icadıdır

Tefsir ilmine girerken Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek sözleri, esbabı nüzul, hatta belli bir ölçüde O’nun ruhaniyetine sığınma meselesi söz konusu olmadan, âyetlerin enginliklerine inmek mümkün değildir Evet, her hususta olduğu gibi tefsirde de rehber O’dur Tefsirde olduğu gibi Sünnet’te ve fıkıhta da rehber O’dur ve her şey gidip O’na dayanmaktadır Efendimiz ve diğer peygamberler (aleyhi ve aleyhimüssalâtü vesselâm) insanlara mânevî terakkide olduğu gibi maddî terakkide de birer rehber ve mürşittirler Yalnız, nasıl ki, Efendimiz’in mânevî terakki yolunda ortaya koyduğu donelerin üzerinde durulmaya ve tahlil edilip yorumlanmaya ihtiyaç var, öyle de maddî terakki yolunda da yine O’nun söylediği hususların üzerinde durulmaya ihtiyaç vardır Çünkü hadisi şeriflerde her şey açık ve net olarak söylenmemiştir Nitekim Kur’ânı Kerim’deki fen ve değişik keşiflere delâlet eden âyetlere bakıldığında da bazı hakikatler açık seçik ortaya çıkmakta ve “Bu âyeti kerime bu hakikati ifade etmektedir diyeceğimiz yerler olduğu gibi, idrak ufkumuzu aşan hususların bulunduğu yerler de vardır

Burada örnek olarak Hz Nuh’un gemisini verebiliriz Âyeti kerimede Allah, Hz Nuh’a: ????????? ????????? ????????????? ??????????? “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimiz doğrultusunda, gemiyi yap11 diyerek Hz Nuh’a gemi yapma hendese ve matematiğini öğretmiştir Allah’ın Hz Nuh’a yaptırdığı gemi, bugünün teknolojisinin çok üzerinde, tufanın getirdiği dev dalgalar içinde batmayacak ve ona dayanabilecek kapasitede bir gemidir –Çok gelişmiş teknoloji ile inşa edilen “Titanicin daha küçük bir handikap karşısında paramparça olduğu düşünülünce bu çok büyük bir hâdise ve mucize sayılır– O öyle bir gemidir ki, yeryüzü sularla dolup taştığında bile, hacıyatmaz gibi ne yan gelip sarsılmış ne de devrilmiştir Çünkü bu gemiyi Allah, ????????? ????????? ????????????? yani “Gemiyi Bizim gözlerimizin önünde yap Biz sana nezaret edecek, planprojede seni yalnız bırakmayacağız demiştir ki; âyeti kerimedeki ??????????? kelimesi bu hakikati ifade etmektedir Evet, Hz Nuh’un gemisinde belki mübtediyâne fakat müntehiyâne bir teknoloji uygulanmıştır İşte bu âyeti kerimede Allah insanlara seviyeli bir ufuk göstermektedir Yani öyle bir gemi icat edin ki, dünyayı bütünüyle su alsa, bu müthiş tufanda dev dalgalar ve girdaplar birbirini takip etse bu gemi batmamalı ve emniyet içinde yoluna devam etmelidir

Hem meselâ, Hz İbrahim’in ateşte yanmaması, bugün için amyant maddesi üstü bir şeyle izah edilebilir; ne var ki, işaretlenen nokta bundan çok ötededir; kim bilir belki bir gün gelecek, insanda bir enerji yoğunlaşması olacak ve insanın ruh gücünü maddenin önüne geçirecek ve netice itibarıyla insan amyantla değil, doğrudan doğruya çıplak ayakları ile ateşin içine girip yanmayacaktır Esasen bu güç, âdiyat çerçevesinde olmasa da potansiyel olarak insanın mahiyetinde mevcuttur

Bunun gibi “Onun sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü de bir aylık mesafe idi22 âyeti kerimesi de, insanın çok süratli ve birkaç saat içinde dünyayı devredecek vasıtalar yapmasına bir teşvik mahiyetindedir Nitekim Hz Süleyman, âyetin ifadesiyle sabah bir aylık, akşam da bir aylık mesafeleri katedebiliyordu İşte Allah bununla bizlere: “Siz de çalışın ve Hz Süleyman gibi çok uzun mesafeleri çok kısa bir zaman diliminde katedin demektedir Sabah bir aylık, akşam da bir aylık mesafe gitme işini, Hz Süleyman gibi bir insan yapmıştır Bu mucize olarak bir sınırdır Mucize, Allah’ın yaratmasıyla peygamberin elinden sâdır olup peygamberin peygamberlik davasını ispata matuf harikulâde bir hâl ve keyfiyet olduğunu bir kere daha hatırlatalım

Bu tür ilme ve fenne teşvik edici mucizeler, âdeta birer sınır taşları mesabesindedir Yani Hz İsa’nın yaptığı gibi bir ölüyü diriltmek, anadan doğma kör birisinin gözlerini açmak kesinlikle mümkün değildir Ancak bu sınıra kadar insanlar, teknik ve teknoloji sayesinde ulaşabilirler Meselâ ilerleyen teknoloji sayesinde, doğduğunda gözleri gören ve daha sonra bir vesileyle kör olan birisi göz damarlarındaki tıkanmalar giderilerek görür hâle getirilebilir veya başka birisinin gören gözü çıkarılıp sonradan kör olan birisinin göz yuvasına takılıp kılcal damarları ve sinirler tam uç uca getirilerek görmesi sağlanabilir Ancak anadan doğma kör olan ve beyinde görme merkezleri olmayan birisi için herhangi bir şey yapmak mümkün değildir O, olursa Allah’ın (celle celâluhu) fevkalâde inayetiyle olur

Evet, yukarıda da ifade edildiği gibi bu tür âyetlerde iki hakikat var; bunlardan biri, peygamberlerin Allah’ın izniyle göstermiş oldukları bu olağanüstü şeyler ki, bunlar birer mucizedirler ve son sınır sayılırlar İnsanların bu sınıra ulaşmaları mümkün değildir Diğeri ise, burada insanlar için bir teşvik mevzubahistir Yani insanlara bir ufuk gösterilerek âdeta “Yolunuz buraya kadar denilmektedir Günümüzde birilerinin yaptığı gibi mucizeleri fizik kanunları ile izaha yeltenmek veya bir kısım materyalistlerin zannettikleri gibi “Bir gün gelecek, ölüme de, yaşlılığa da çare bulunacak, beyinde görme merkezi olmasa bile beyine merkezler yerleştirilerek gören gözler meydana getirilecek türünden ifadeler, birer kuru iddiadan ibarettir Doğrusunu Allah (celle celâluhu) bilir
 
858,505Konular
982,788Mesajlar
30,590Kullanıcılar
Baris00Son üye
Üst Alt