Radyo dalgaları, radyo titreşim sayısı ile gercekleşen elektromıknatıssal dalgalardır Tel gibi somut bağlantılar kullanmadan,gazyuvarı icerisinde veri taşınmasına olanak tanırlar Radyo dalgalarını diğer elektromıknatıssal dalgalardan ayıran ozellikleri goreceli olarak uzun dalgaboylarıdır
RADYO DALGALARININ TEKNOLOJİDE KULLANIM ALANLARI
Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine cevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyallerin tekrar ışık enerjisine cevrilmesidirIşık enerjisi elektrik enerjisine cevrilmesi fikri 1873 senesinde Selenyum uzerine ışık duşurulduğunde elektrik direncinin değiştiğinin keşfedilmesi ile başlamıştır
Bu prensibe gore selenyum uzerine parlak ışık duşerse; sinyal kuvvetli , soluk ışık duşerse sinyal zayıf olacaktır Genliği değişen bu sinyal radyo dalgaları gibi yayınlanıp alıcıda ters işlem yapılınca ekranda goruntu teşekkul ederTV bu bakımdan uzaktan gorme manasına gelir TV bir noktadaki ışık şiddeti radyo dalgalarına donuşturme,sonra bu dalgalardan,eş şiddette bir ışıklı nokta elde etme esasına dayanırNakledilecek goruntu, yuz binlerce kareye bolundukten sonra,her bir kare,homojen şeklinde aydınlanmış noktalar gibi kabul edilip,bu noktalardaki ışık şiddeti TV verici sisteminde radyo dalgalarına, dalgalarda TV alıcılarına da yeniden ışığa donuşturu
Goruntudeki kareler cok hızlı tarandığı icin, alıcı ekranlarında tek ,tek ışıklı noktalar değil, değişik aydınlıkta karelerin meydana getirdiği resimler gozlenir
Renkli televizyon,butun renkleri yeşil, mavi ve kırmızının değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilebileceği gerceğine dayanırNakledilecek goruntu, yeşile, maviye ve kırmızıya duyarlı olan uc ayrı kamera tarafından aynı anda taranırElde edilen uc ayrı elektromanyetik dalga, alıcı sistemin ekranında, biri yeşil biri mavi ve biri kırmızı olan uc goruntuyu ust, uste duşurur ve bu renklerin karışmasından, tabii renklenmeler yeniden elde edilir
Televizyon yayınlarında ses ve goruntulerin nakli icin, frekansı 5x10 : 9x10 Hertz (50 900 mega say kıl) aralığına duşen elektromanyetik dalgalar kullanılırHer televizyon istasyonu,6 mega saykıllık bir frekans aralığında hem ses, hem goruntu gercekleştirilebilir Bu 6 mega hertzlik frekans aralıklarına kanal denir Genel olarak ses yayınlarını taşıyan dalgaların frekanslarını, goruntu taşıyan dalgalarınkinden daha yuksektir
Bir televizyon yayın sisteminde, beş onemli unsur bulunur:
1Yayınlayacak sahneyi goruntuleyen kamera
2 Goruntudeki ışık sinyalleri donuşturen bir transduser
3 Bu elektrik sinyallerinden radyo dalgaları ureterek anten atmosfere yayınlayan verici (transmitter)
4 Atmosfer yayınlanan goruntu taşıyınca tromanyetik dalgaları alıp yukselttikten sonra elektik sinyallerine donuşturerek (alıcı anten, amlifikator ve birinci dedektif)
5Elektrik sinyalleri ışığa donuşturerek, ekran uzerinde gorunur resim veren transduser
ELEKTROMAGNETİK DALGALAR TARİHİ
Lord Kelvin, XIXyy'in sonuna doğru fiziğin hemen hemen tamamlandığı goruşundedir O'na gore yalnızca ısı ve ışık kuramı uzerine bazı bilinmeyenler vardı Fakat H Hertz'in 1887'de keşfettiği fotoelektrik etki ve ısı kuramıile, gercekleştirilen deneyler arasında garip uyumsuzluklar baş gosteriyordu İşin ilginc yanı, bilim adamlarının; pek onemsemediği bir konunun, tum detaylarının onceden acıklandığı bir kuramın başlarına corap ormeye başlamasıydı Alman Ağırlıklar ve Olculer Enstitusu, yeni elektrik lambaları icin bir olcek ararken, fizikci W Wien'den bir kara cisim'in sıcaklığıyla, onun yaydığı ışınlar arasındaki bağıntıyı belirlemesini istedi Bilindiği uzere ısıtılan cisimler ısırdı Sozgelimi bir bakır parcası morotesi ışınları yaymadan once İlkin kızaracak, sonra akkor hale gelecektir Bu aşamada cismin yaydığı maksirnurn ışınlar mora kayacaktır
1900'da Berlin Universitesi profesorlerinden M Planck bu problemi kuram yoluyla cozmeye calışırken olanlar oldu Planck'a gore kara cisim fuzerine gelen butun ışık, elektromagnetik dalgaları yutarak buyuk enerjilere sahip olabilen cisim) ışımasısoğurması denen bu problem, gozlem ve deneylerle ancak şu şartta uyuşuyordu: Kara cisme ulaşan ya da ondan yayılan ışınların surekli değil; aralıklı, kesik kesik enerji paketleri şeklinde olması gerekir
Bu ifade acıkcası, klasik fizikte hep surekli bir buyukluk olarak algılanan ve boylece işlemlere sokulan enerjinin aslında parcalı da olabileceğini soyluyordu Bundan dolayı yeni bulguya miktar parcaanlamında kuantum1' denildi
Doğrusunu soylemek gerekirse, bunu kabul etmek icin klasik bilim anlayışını bir tarafa bırakmak gerekliydi' Bu nedenle, Planck bu varsayımı gonulsuz olarak ortaya koydu ve hesap hatasının soz konusu olabileceğini vurguladı
RADYO DALGALARININ TEKNOLOJİDE KULLANIM ALANLARI
Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine cevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyallerin tekrar ışık enerjisine cevrilmesidirIşık enerjisi elektrik enerjisine cevrilmesi fikri 1873 senesinde Selenyum uzerine ışık duşurulduğunde elektrik direncinin değiştiğinin keşfedilmesi ile başlamıştır
Bu prensibe gore selenyum uzerine parlak ışık duşerse; sinyal kuvvetli , soluk ışık duşerse sinyal zayıf olacaktır Genliği değişen bu sinyal radyo dalgaları gibi yayınlanıp alıcıda ters işlem yapılınca ekranda goruntu teşekkul ederTV bu bakımdan uzaktan gorme manasına gelir TV bir noktadaki ışık şiddeti radyo dalgalarına donuşturme,sonra bu dalgalardan,eş şiddette bir ışıklı nokta elde etme esasına dayanırNakledilecek goruntu, yuz binlerce kareye bolundukten sonra,her bir kare,homojen şeklinde aydınlanmış noktalar gibi kabul edilip,bu noktalardaki ışık şiddeti TV verici sisteminde radyo dalgalarına, dalgalarda TV alıcılarına da yeniden ışığa donuşturu
Goruntudeki kareler cok hızlı tarandığı icin, alıcı ekranlarında tek ,tek ışıklı noktalar değil, değişik aydınlıkta karelerin meydana getirdiği resimler gozlenir
Renkli televizyon,butun renkleri yeşil, mavi ve kırmızının değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilebileceği gerceğine dayanırNakledilecek goruntu, yeşile, maviye ve kırmızıya duyarlı olan uc ayrı kamera tarafından aynı anda taranırElde edilen uc ayrı elektromanyetik dalga, alıcı sistemin ekranında, biri yeşil biri mavi ve biri kırmızı olan uc goruntuyu ust, uste duşurur ve bu renklerin karışmasından, tabii renklenmeler yeniden elde edilir
Televizyon yayınlarında ses ve goruntulerin nakli icin, frekansı 5x10 : 9x10 Hertz (50 900 mega say kıl) aralığına duşen elektromanyetik dalgalar kullanılırHer televizyon istasyonu,6 mega saykıllık bir frekans aralığında hem ses, hem goruntu gercekleştirilebilir Bu 6 mega hertzlik frekans aralıklarına kanal denir Genel olarak ses yayınlarını taşıyan dalgaların frekanslarını, goruntu taşıyan dalgalarınkinden daha yuksektir
Bir televizyon yayın sisteminde, beş onemli unsur bulunur:
1Yayınlayacak sahneyi goruntuleyen kamera
2 Goruntudeki ışık sinyalleri donuşturen bir transduser
3 Bu elektrik sinyallerinden radyo dalgaları ureterek anten atmosfere yayınlayan verici (transmitter)
4 Atmosfer yayınlanan goruntu taşıyınca tromanyetik dalgaları alıp yukselttikten sonra elektik sinyallerine donuşturerek (alıcı anten, amlifikator ve birinci dedektif)
5Elektrik sinyalleri ışığa donuşturerek, ekran uzerinde gorunur resim veren transduser
ELEKTROMAGNETİK DALGALAR TARİHİ
Lord Kelvin, XIXyy'in sonuna doğru fiziğin hemen hemen tamamlandığı goruşundedir O'na gore yalnızca ısı ve ışık kuramı uzerine bazı bilinmeyenler vardı Fakat H Hertz'in 1887'de keşfettiği fotoelektrik etki ve ısı kuramıile, gercekleştirilen deneyler arasında garip uyumsuzluklar baş gosteriyordu İşin ilginc yanı, bilim adamlarının; pek onemsemediği bir konunun, tum detaylarının onceden acıklandığı bir kuramın başlarına corap ormeye başlamasıydı Alman Ağırlıklar ve Olculer Enstitusu, yeni elektrik lambaları icin bir olcek ararken, fizikci W Wien'den bir kara cisim'in sıcaklığıyla, onun yaydığı ışınlar arasındaki bağıntıyı belirlemesini istedi Bilindiği uzere ısıtılan cisimler ısırdı Sozgelimi bir bakır parcası morotesi ışınları yaymadan once İlkin kızaracak, sonra akkor hale gelecektir Bu aşamada cismin yaydığı maksirnurn ışınlar mora kayacaktır
1900'da Berlin Universitesi profesorlerinden M Planck bu problemi kuram yoluyla cozmeye calışırken olanlar oldu Planck'a gore kara cisim fuzerine gelen butun ışık, elektromagnetik dalgaları yutarak buyuk enerjilere sahip olabilen cisim) ışımasısoğurması denen bu problem, gozlem ve deneylerle ancak şu şartta uyuşuyordu: Kara cisme ulaşan ya da ondan yayılan ışınların surekli değil; aralıklı, kesik kesik enerji paketleri şeklinde olması gerekir
Bu ifade acıkcası, klasik fizikte hep surekli bir buyukluk olarak algılanan ve boylece işlemlere sokulan enerjinin aslında parcalı da olabileceğini soyluyordu Bundan dolayı yeni bulguya miktar parcaanlamında kuantum1' denildi
Doğrusunu soylemek gerekirse, bunu kabul etmek icin klasik bilim anlayışını bir tarafa bırakmak gerekliydi' Bu nedenle, Planck bu varsayımı gonulsuz olarak ortaya koydu ve hesap hatasının soz konusu olabileceğini vurguladı