Oğrenme İlkesi Kanunu Nedir?
Cevap: Oğrenme İlkesi Kanunu Nedir?
Oğrenme ilkesi;
insanların temiz karakterini ortaya cıkarmak,
insanlara yeni yaşam vermek ve
nihai iyiye ve doğruya ulaşmak demektir
Oğrenme ilkesi;
Şu varlık alemi icin bir takım ikili tasnifler yapılmış bulunuyor; dunya ve ahiret, mulk ve melekut, gayb ve şehadet alemleri gibi Bunlardan birisi de alemi halk ve alemi emirdir Emir alemi, halk aleminin, tabir caizse, idare merkezlerini icine alır Beden ruhtan idare edildiği gibi, kainattaki butun eşyanın sevk ve idaresinde esas olan bir kanunlar manzumesi vardır Butun bunlar emir aleminden haber verirler Tabiatta hukum suren butun kanunlar, hep emir alemindendirler
İnsanın gucu, kuvveti manevi olduğu, maddi varlığı bulunmadığı gibi, kainatta cari olan kuvvetler de yalnız manevi vucutları bulunan birer ilahi kanundur, nizamdır İnsanın kuvvetinin hareket etmesi insanın iradesine bağlı olduğu gibi, kainattaki kuvvetlerin hareket etmesi de Allahın iradesine bağlıdır
Kainattaki kanunlar, prensipler ontolojik nizamın ruhu hukmundedir; onlar da ruh gibi alemi emirdendir Aralarındaki en onemli fark, bu kanunların harici vucutlarının olmamasıdır İnsan ruhu ise, alemi emirden olmakla beraber, başına şuur takılmış, harici bir vucut giydirilmiş bir emri kanundur
Sosyal hayat nizamında kanunu uygulayanlar insanlar olduğu gibi, kainat nizamındaki kanunları uygulayanlar da Allahın memuru olan meleklerdir Guneşin kulağından tutup ceviren bir muekkel melek olduğu gibi, bir damla yağmuru yere indiren de bir melektir
Bununla beraber, Kainatta Allahtan başka hicbir şeyin gercek tesiri yoktur şeklindeki tevhit inancına bağlı olarak ortaya cıkan ilmi kaide gereğince, melekler dahi diğer sebepler gibi hicbir yaratma işine sahip değildir Onlar, Allahın kudretinin yaptığı işlerin azametini temaşa etmek ve şuurlu olarak Onu tesbih etmek icin orada vardır Gercek yaratıcı Allahın kudretidir Bu kanunların dizginini elinde tutan da bu sonsuz ilahi kudrettir
Etrafımızdaki alemi biz daha cok kanunlarla tanırız Tabiat kanunları dediğimiz bu olgu, aslında, cevremizdeki varlıkları ve olayları incelediğimiz zaman karşımıza cıkan duzendir Gokten yere her şeyde karşımıza cıkan bir duzendir bu Yuzlerce bilim dalından her biri, bu kozmik duzenin bir tezahurunu inceler
Ne var ki, bu duzen ve bu kanunlar hakkında butun bildiğimiz, onların belirli bir şekilde işlemekte olduğudur Biz olayların surekli olarak belli bir şekilde cereyan ettiğini gozleriz ve buna bir isim takarız: cekim kanunu, termodinamik kanunları, hidrodinamik kanunları gibi Bir de, bunların formullerini cıkarır, hesabını yaparız
Gozlemek, isim takmak, hesap yapmak; tabiat olayları ve tabiat kanunları ile ilgili olarak elimizden gelen şey bu kadardır Bu kanunlar nedir, nereden gelir, nasıl bir şeydir? Ceken cisim nasıl ceker, nicin ceker? Enerji nedir, kutle nedir, elektrik nedir, ses nedir, hayat nedir, olum nedir, duygu nedir Boylece uzayıp giden bir kainat dolusu liste, bizim mahiyetini bilmediğimiz, fakat sadece birer isim takarak bildiklerimiz başlığı altına aldığımız şeylerle doludur
Kanunlar hicbir zaman bir varlık olarak karşımıza cıkmaz; onlar sadece olayların cereyan ediş şeklidir Fakat bu cereyan edişteki sureklilik ve duzen, tabiatta boyle bir kanunun var olması gerektiği konusunda bizde bir kanaat uyandırır Bundan daha da onemlisi, bu sureklilik ve duzeni tercih eden bir iradenin ve bu tercihi etkili kılan bir gucun varlığıdır İşte bu, kanunun kendisinden daha kesin bir gercek olarak cıkar karşımıza Cunku kanun sadece bir cereyan ediş şeklidir ve istatistiksel bir sonuctan ibarettir; onlardaki tercih ve sonuctaki tesir ise apacık gorulen gerceklerdir Bu itibarla, kanundan soz edilen her yerde, kanun koyucu ve uygulayıcıdan da soz etmek gereği doğmaktadır Veya, daha doğru ve kestirme bir ifadeyle, ortada kanun diye bir varlık yoktur; kanun koyucu, işlerini kendi koyduğu bir adet uzerine yapmaktadır Biz bu adete tabiat kanunu der, cıkarız işin icinden
Kanun koyucuyu dikkate aldığımızda, tabiat kanunu adını verdiğimiz şeylerin, aslında birer İlahi kanundan başka bir şey olmadıklarını goruruz Bunlar, tıpkı semavi kitaplarda bize bildirilen emirler ve kanunlar gibi birer kanundur; yalnız tebliğ ve uygulama şekillerinde farklılıklar vardır Tabiat kanunlarıyla, hayata gelir gelmez tanışmaya başlarız Bu kanunlar akıllıdeli, muminkafir ayırımı yapmaz; odulu de, cezası da peşindir Bununla birlikte, bu kanunların işleyişi de, bir butun olarak goz onune alındığında, bir kanun koyucunun tercihlerini acıkca yansıtmaktadır
Veya, başka bir şekilde ifade edecek olursak, tabiat kanunlarının varlığı kadar kesin bir gercekle karşı karşıyayız: Kanunların işleyişinde, işin en ince ayrıntılarına kadar nufuz eden bir irade kendisini belli ediyor Bu kanunların sergilediği ahenk ve duzen, her şeyi kuşatan bir bilgi ve iradeyi gosterdiği gibi; belirsizlik olarak karşımıza cıkan tercihler de, bu bilgi ve iradenin en ince ayrıntıları bile kapsadığını gosteriyor
Cevap: Oğrenme İlkesi Kanunu Nedir?
Oğrenme ilkesi;
insanların temiz karakterini ortaya cıkarmak,
insanlara yeni yaşam vermek ve
nihai iyiye ve doğruya ulaşmak demektir
Oğrenme ilkesi;
Şu varlık alemi icin bir takım ikili tasnifler yapılmış bulunuyor; dunya ve ahiret, mulk ve melekut, gayb ve şehadet alemleri gibi Bunlardan birisi de alemi halk ve alemi emirdir Emir alemi, halk aleminin, tabir caizse, idare merkezlerini icine alır Beden ruhtan idare edildiği gibi, kainattaki butun eşyanın sevk ve idaresinde esas olan bir kanunlar manzumesi vardır Butun bunlar emir aleminden haber verirler Tabiatta hukum suren butun kanunlar, hep emir alemindendirler
İnsanın gucu, kuvveti manevi olduğu, maddi varlığı bulunmadığı gibi, kainatta cari olan kuvvetler de yalnız manevi vucutları bulunan birer ilahi kanundur, nizamdır İnsanın kuvvetinin hareket etmesi insanın iradesine bağlı olduğu gibi, kainattaki kuvvetlerin hareket etmesi de Allahın iradesine bağlıdır
Kainattaki kanunlar, prensipler ontolojik nizamın ruhu hukmundedir; onlar da ruh gibi alemi emirdendir Aralarındaki en onemli fark, bu kanunların harici vucutlarının olmamasıdır İnsan ruhu ise, alemi emirden olmakla beraber, başına şuur takılmış, harici bir vucut giydirilmiş bir emri kanundur
Sosyal hayat nizamında kanunu uygulayanlar insanlar olduğu gibi, kainat nizamındaki kanunları uygulayanlar da Allahın memuru olan meleklerdir Guneşin kulağından tutup ceviren bir muekkel melek olduğu gibi, bir damla yağmuru yere indiren de bir melektir
Bununla beraber, Kainatta Allahtan başka hicbir şeyin gercek tesiri yoktur şeklindeki tevhit inancına bağlı olarak ortaya cıkan ilmi kaide gereğince, melekler dahi diğer sebepler gibi hicbir yaratma işine sahip değildir Onlar, Allahın kudretinin yaptığı işlerin azametini temaşa etmek ve şuurlu olarak Onu tesbih etmek icin orada vardır Gercek yaratıcı Allahın kudretidir Bu kanunların dizginini elinde tutan da bu sonsuz ilahi kudrettir
Etrafımızdaki alemi biz daha cok kanunlarla tanırız Tabiat kanunları dediğimiz bu olgu, aslında, cevremizdeki varlıkları ve olayları incelediğimiz zaman karşımıza cıkan duzendir Gokten yere her şeyde karşımıza cıkan bir duzendir bu Yuzlerce bilim dalından her biri, bu kozmik duzenin bir tezahurunu inceler
Ne var ki, bu duzen ve bu kanunlar hakkında butun bildiğimiz, onların belirli bir şekilde işlemekte olduğudur Biz olayların surekli olarak belli bir şekilde cereyan ettiğini gozleriz ve buna bir isim takarız: cekim kanunu, termodinamik kanunları, hidrodinamik kanunları gibi Bir de, bunların formullerini cıkarır, hesabını yaparız
Gozlemek, isim takmak, hesap yapmak; tabiat olayları ve tabiat kanunları ile ilgili olarak elimizden gelen şey bu kadardır Bu kanunlar nedir, nereden gelir, nasıl bir şeydir? Ceken cisim nasıl ceker, nicin ceker? Enerji nedir, kutle nedir, elektrik nedir, ses nedir, hayat nedir, olum nedir, duygu nedir Boylece uzayıp giden bir kainat dolusu liste, bizim mahiyetini bilmediğimiz, fakat sadece birer isim takarak bildiklerimiz başlığı altına aldığımız şeylerle doludur
Kanunlar hicbir zaman bir varlık olarak karşımıza cıkmaz; onlar sadece olayların cereyan ediş şeklidir Fakat bu cereyan edişteki sureklilik ve duzen, tabiatta boyle bir kanunun var olması gerektiği konusunda bizde bir kanaat uyandırır Bundan daha da onemlisi, bu sureklilik ve duzeni tercih eden bir iradenin ve bu tercihi etkili kılan bir gucun varlığıdır İşte bu, kanunun kendisinden daha kesin bir gercek olarak cıkar karşımıza Cunku kanun sadece bir cereyan ediş şeklidir ve istatistiksel bir sonuctan ibarettir; onlardaki tercih ve sonuctaki tesir ise apacık gorulen gerceklerdir Bu itibarla, kanundan soz edilen her yerde, kanun koyucu ve uygulayıcıdan da soz etmek gereği doğmaktadır Veya, daha doğru ve kestirme bir ifadeyle, ortada kanun diye bir varlık yoktur; kanun koyucu, işlerini kendi koyduğu bir adet uzerine yapmaktadır Biz bu adete tabiat kanunu der, cıkarız işin icinden
Kanun koyucuyu dikkate aldığımızda, tabiat kanunu adını verdiğimiz şeylerin, aslında birer İlahi kanundan başka bir şey olmadıklarını goruruz Bunlar, tıpkı semavi kitaplarda bize bildirilen emirler ve kanunlar gibi birer kanundur; yalnız tebliğ ve uygulama şekillerinde farklılıklar vardır Tabiat kanunlarıyla, hayata gelir gelmez tanışmaya başlarız Bu kanunlar akıllıdeli, muminkafir ayırımı yapmaz; odulu de, cezası da peşindir Bununla birlikte, bu kanunların işleyişi de, bir butun olarak goz onune alındığında, bir kanun koyucunun tercihlerini acıkca yansıtmaktadır
Veya, başka bir şekilde ifade edecek olursak, tabiat kanunlarının varlığı kadar kesin bir gercekle karşı karşıyayız: Kanunların işleyişinde, işin en ince ayrıntılarına kadar nufuz eden bir irade kendisini belli ediyor Bu kanunların sergilediği ahenk ve duzen, her şeyi kuşatan bir bilgi ve iradeyi gosterdiği gibi; belirsizlik olarak karşımıza cıkan tercihler de, bu bilgi ve iradenin en ince ayrıntıları bile kapsadığını gosteriyor