Forumda yenilikler devam etmektedir , çalışmalara devam ettiğimiz kısa süre içerisinde güzel bir görünüme sahip olduk daha iyisi için lütfen çalışmaların bitmesini bekleyiniz. Tıkla ve Git
x

Son konular

Türk Filozoflar Kimlerdir

Türk Filozoflar Kimlerdir
0
682

nicebayan

FD Üye
Katılım
Ara 24, 2016
Mesajlar
94,678
Etkileşim
2
Puan
38
Yaş
36
Web sitesi
nicebayan.com
F-D Coin
90
Türk Filozoflar Kimlerdir,
Türk Filozofları ve çalışmaları,

Hilmi Ziya ÜLKEN
(1901, İsranbul ; 1974,Istanbul) Türkiye'de felsefeden sosyoloji ve psikolojiye, felsefe tarihinden ; mantık tarihine,Islâm felsefesinden Türk İslâm düşüncesi ve modern Türk düşüncesine, bilim felsefesinden eğitim felsefesine dek birçok alanda eser veren, bilhassa Türk düşünce tarihi araştırmalarının yapılmasında etkili olan felsefecimiz
Kimyager Dr Mehmer Ziya Ülken ile Kazanlı Müderris Kerim Hazret'in ; torunu olan Müşfike Ülken'in oğludur İlköğrenimini özel Tefeyyüz Mektebi' ’nde, ortaokul ve Lise öğrenimini Istanbul Sultanisi'nde tamamladı (191&) Mülkiye Mektebii'ni1921'de tüketen Hurşit Ziya, İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi'nde Coğrafya asistanlığına atandı ı
Felsefe Bölümü'nden ahlâk, sosyoloji ve felsefe tarihi sertifikaları aldı Şubat 1924'te Bursa Lisesi'nde Coğrafya öğretmenliğine başladıysa da aynı sene Ankara Lisesi'nde Felsefe ve Muallim Mektebi'nde Tarih ve Coğrafya öğretmenliklerine atandı Fazla geçmeden de öğretmenlikte ilave görevli kalarak Maarif Vekâleti Tercüme Heyeti üyeliğine seçildi (1925)
Sonradan Çapa Kız Muallim Mektebi'nde Tarih ve Psikoloji dersleri ile İstanbul Erkek Lisesi'nde Felsefe dersleri öğretmeni olarak ödev yaptı t933 Üniversite Reformu'na değin Istanbul Erkek Hoca Okulu ile Galatasaray ve Kabataş liselerinde Felsefe ve Sosyoloji öğretmenlikleri görevini sürdürdü
Reform' dan sonradan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk Medeniyeti Tarihi Kürsüsü geçici kadrosuna profesör muaviniolarak atandı ve alanında çalışmalar gerçekleştirmek üzere Berlin'e gönderildi
1941 yılina değin Istanbul Üniversitesi'nde doçent sıfatıyla Türk Tefekkürü Tarihi dersleri veren Hilmi Ziya, o yıl Felsefe Bölümü Başkanı Ord Prof Dr Ernst von Aster ve Prof Dr Şerafettin Yaltkaya'nuı önerisiyle profesörlüğe yükseltildi
İslâm Felsefesi, Sosyoloji ve Değerler Felsefesi derslerini vermeye başladı Maarif Vekâleti 1944 yılında Sosyoloji dersini kürsü haline getirerek yönetimini ona verdi Hem bu dönemde İstanbul Teknik Üniversitesi'nde Sanat Tarihi derslerine de girdi Ernst von Aster'in 1948'deki ölümünden sonra, 1949' da yeni kurulan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Sistematik Felsefe Kürsüsü'nde ilave görevli olarak çalışmaya başladı 1957'de ordinaryüs profesörlüğe yükseltildi
27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra Milli Birlik Komitesi kadar çıkarılan 27101960 tarih ve 114 sayılı kanunla Felsefe Bölümü'ndeki görevine son verildi 1962'de bu kanun yürürlükten kalktıysa da İstanbul'a dönmedi ve İstanbul Üniversitesi'ndeki görevinden 1681962'de istifa ederek A Ü İlahiyat Fakültesi kadrosuna geçti 1968'de yeni kurulan Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde ek görevli olarak Eğitim Felsefesi dersleri verdi 1971 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı ise de Senato kararıyla atama süresinin uzatılması üstüne Temmuz 1973'e kadar İlahiyat Fakültesi'ndeki görevini sürdürmüştür
Hilmi Ziya Ülken'in oldukça geniş yelpazede ve çeşitlilikte bir yayın ve mesleki örgüt hayatı vardır Cumhuriyet öncesinde çıkan Mihralı ve Anadolu dergilerinin kurucuları arasındadır Muallimler Birliği nin çıkardığı aynı adlı dergide de çalişmıştır 1928'de Mehmet Servet'le birlikte Türkiye'de felsefecilerin birincil mesleki örgütü olan Türk Felsefe Cemiyeti' ni kurmuş ve bu derneğin yayın organı olan Felsefe ue Içtimaiyat Mecmuası ’ nda etkili rol oynamıştır Aynı derneğin 1932 ve 1943 yıllarında tekrar kurulması girişimlerinin ön saflarında da hep o vardır Dernekçilik faaliyetleri 1949'da kurduğu Sosyoloji Cemiyeti ile sürmüştür
Türk Tarih Tezi'nin etkisiyle Türk kültürünün tarihi temellerinin araştırılması, bulunması, hatta yaratılması bakış ve hedeflerini egemen olduğu 1930'lu yıllarda Hilmi Ziya 1933 Üniversite Reformu'ndan hemen önce iki ciltlik bir eser yayınlamıştır Türk Tefekkür Tarihi adli bu kitapları gören Atatürk, Galatasaray Lisesi Felsefe ve İçtimaiyat muallimi Hilmi Ziya'yı Ankara'ya çağırarak görüşmüş; kendisinin yeni kurulacak üniversiteye bu konuda ders vermek için öğretim elamanı olarak atanacağını ve keza aynı konuda araştırmak üzere yurtdışına gönderileceğini bildirmişti Yeni üniversitenin (İstanbul Üniversitesi) Felsefe Bölümü Türk Medeniyeti Tarihi Kürsüsü'ne atanan Hilmi Ziya, bu alanda çalışmalar yerine getirmek üzere gittiği Almanya' dan döndüğünde başlıca kadroda Türk Medeniyeti Tarihi doçenti olarak atama yaparken üniversite içinde ve dıştan oldukça hareketti ve bereketli bir yayın hayatına girişti
1933'ten sonradan Felsefe Yıllığı ’ nın ikinci sayısının yanısıra yalnız bir rakam yayınlanabilen Felsefe Tercümeler Dergisinin (Ocak 1947) Felsefe Bölümü tarafından yayınlanmasında önemli rol oynadı Sosyoloji Kürsüsü'nün yayınlama organı olan Sosyoloji Derneği'nin 19411960 yılları aralarında yayınlanmasını sağladı Üniversite dışında ise 19381943 yıllan arasında İnran dergisini yayınladı
1933 Üniversite Reformu öncesinde Istanbul Dârülfünûnu Felsefe Bölümü' nde bir İslâm Felsefesi kadrosu bulunuyordu ve bu isimle anılan dersler uzun yıllar İzmirli İsmail Hakkı tarafından verilmişti Reform'la birlikte medrese zihniyetinden uzaklaştırılmak istenilen üniversitede ise eski felsefe bölümündeki metafızik anlayışa yer yoktu Nitekim Reform sonrası Felsefe Bölümü kürsüleri arasında Islâm Felsefesigibi bir kürsü bulunmuyordu Ama 1938'de Bölüm Başkanı olan Ernst von Aster, genel felsefe tarihinin belirli bir alam olan İslâm Felsefesi'ne özel bir tartma vererek Hilmi Ziya'nın bu dersleri vermesini sağladı Bu Nedenle Felsefe Bölümü'nde Islâm Felsefesi tekrar okutulmaya başlandı
Hilmi Ziya Ülken, felsefı düşüncesinin gelişiminde oldukça öbür yaklaşımların etkisinde kalmıştır 1930'lu yılların başlarında Aşk Ahlâkı ve İnsani Vatanperverlik eserleriyle Spinoza'dan hareketle çoklukta birlik düşüncesini temellendirmeye çalışır Bu dönemde ruh ve bedeni, birey ve toplumu uzlaştırmaya çalışırken daha çok psikolojizmin (ruhbilimcilik) ve natüralist (doğalcı) felsefenin etkisindedir
1933 Reformu ardından Reichenbach'ın etkisiyle bilimsel felsefe ile ilgilenmeye başlar Viyana Okulu'nun önde gelen temsilcilerinden Moritz Schlick'ten İlim ve Felsefe'yi çevirir Felsefe Yıllığı'nın Reform'dan daha sonra çıkan ikinci ve son sayısında da aynı anlayışla çeviriler yayımlar
Yirminci Asrın Filozofları adli eserinde Reichenbach ve yeni pozitivizmi de tanıtan Ülken, Hale dergisinde yayımladığı Feylesof ve Fı!olog(1943) başlıklı yazısında ise Alman fılozofun açık açık etkisi altındadır: Türkiye'de felsefı düşüncenin gelişmesi için fevlesofun filologla karıştırılmamasıgerektiğini vurgulayarak, felsefecinin araştırmalarında felsefe tarihine ve fılolojik incelemelere odaklanmasını geveze bulur Ona göre fılozof her şeyden önce zamanının bilimine nüfuz ederek onun problemleri içinden yetişmelidir Çünkü fılozofun problemleri bundan böyle bilimden kaynaklanacaktır Türkiye'de felsefeciler fazla bilimin problemlerinden epeyce uzaktan ve yalnız spekülatif' kalmışlardır Türkiye'de reel felsefe hareketi, oysa bilimle felsefe arasındaki ayrılığın ortadan kalkmasıyla olası olabilecektir Bu dönemde yayımladığı İnsan dergisinde materyalizme ve hatta sosyalizme akım duyarken, 1948 sonrasında tam huysuz görüşle Tarihî Maddeciliğe Reddiye'yi yazan Burada Hegel'den ayrılarak Platon'a dönen Ülken, Amsterdam'da toplanan Milletlerarası Felsefe Kongresi'ne sunduğu Varlikların İki Yüzübaşlıklı bildirisinde ve sonradan yayımladığı Felsefeye Giriş, Bilgi ve Layık, Varlık ve Oluş adli eserlerinde Platon'un dyadkavramından hareketle ontoloji, epistemoloji ve pozitivizmin indirgeyici yaklaşımı yerine Husserl fenomenolojisinin tanımlama yöntemini savunur
Bu çalışmalarında varlık, bilgi ve layık alanlarındaki değişme ve çift kutupluluğun fakat değerinde alanında aşkın varlikla temas ile aşılabileceğini, bu alana ait realitee dayanmaksızın veri ve varlık alanlarının aydınlatılamayacağını ileri sürer Böylece onun natüralist, pozitivist ve hatta materyalist çerçevedeki görüşlerden idealist metafıziğe içten bir fikir gelişimi gösterdiği söylenebilir Onu niteleyebilecek manâlı özelliklerinden birisi de geniş bir yelpazedeki araştırma ruhuyla herhangi bir görüşü iyice olumsuzlamaksızın bütüncü bir yaklaşımla konulan irdelemesi ve kendi anlayışını geliştirmeye çalışmasıdır
Hilmi Ziya Ülken'in etkileri daha çok Türkiye'de felsefe tarihi ve lslâm felsefesi tarihi çalişmalarının yayılmasında aranmalıdır Özellikle TürkIslâm düşüncesi ve batılılaşma sonrası Türk düşüncesi tarihinin araştırılmasına karşın çalışmaların temelinde defalarca kişisel olarak öğrencilerine bu yönde araştırmalar yaptırmış olan Ülken vardır
Onun Ankara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi'nin gerek kurucu heyetinde yer alması gerekse başlangıçtan itibaren burada dersler vermesi ve sonra da kadrolu olarak bu fakülteye geçmesi, Dârülfunûn'da olduğu gibi, İslâm felsefesi ve Türkİslâm düşüncesi boyutlarında İslâm felsefesi tarihi araştırmalarının baştan başlamasında temel etkendir Hilmi Ziya, fakültenin kürsüleri aralarında İslâm Felsefesi Kürsüsü' nün yer almasını sağlaması yanına, fakülteyi ilmi bir zihniyetle sağlamlaştırmaknedeniyle Eski ve Modern Devir Felsefe Tarihi, Sistemli Felsefe, Mantık ve Sosyoloji gibi derslerin programa esas dersler olarak konulmasını sağladığı için, ilahiyat fakültelerinde felsefe eğitiminin kurumsallaşması açısından önemli bir kişidir
Eserleri:
İçtimaiyat Hakkında İptidai Malumat (1924),
Umumî Ruhiyat (1928),
Felsefe Dersleri: Data ve Vücud Nazariyeleri (1928),
Aşk Ahlâkı (1931), Umumî İçtimaiyat (1931, 2 baskı: Sosyoloji, 1943),
Türk Tefekkür Tarihi III (19321933),
İnsani Vatanperverlik (1933),
İçtimai Felsefe Tenkitleri I: Telifçiliğin Tenakuzları(1933),
Türk Feylosofları Antolojisi (1935),
Uyanış Devrinde Tercümenin Rolü (1935),
Türk Mistitizmini Tetkike Giriş (1935),
Yirminci Yüzyıl Filozofları (1936),
İlkyeı Meselesi ve Diyalektik (1938),
Fârâbî (1940),
Türk Tarihinde Mezhep Çatışmaları (1940),
İçtimai Doktrinler Tarihi (1940),
İbn Haldun (1941),
Posta Yolu (Roman, 1941),
,Seytanla Konuşmalar (Roman, 1941),
Mantık Tarihi (1942),
Ziya Gökalp (1942),
Dini Sosyoloji (1943),
Resim ve Cemiyet (t943),
Yarım Adam (Roman, 1943),
Yahudi Meselesi (1944),
Milletlerin Uyanışı (t945),
İslam Düşüncesi: Türk Tefekkür Tarihi Araştırmalarına Antre (1946),
Ahlâk (1946),
Tasavvur ve Psikoloji (1946) ,
İslam Medeniyetinde Tercümeler ve Tesirleri(1947),
Halk ve Tarih Suuru (1948),
İslâm Sanatı (1948),
Fârâbi Tetkikleri (1950),
Tarihî Maddecilığe Reddiye (1951),
İbn Rüşd (1951),
La Pensee de İslam (1953),
Ousta B Luga (1953),
İslam Düşüncesine Giriş (1954),
Sosyolojinin Problemleri (1955),
Dünyada ve Türkiye'de Sosyoloji Öğretimi ve Araştırmaları (1956),
Veraset ve Cemiyet (1957, 2 baskı: Toplum Yapısı ve Soyaçekme , 1971),
Ibn Sina (1957),
İslâm Felsefesi Tarihi (1957)
Felsefeye Antre (19571958),
Siyasi Partiler ve Sosyalizm (1963),
Data ve Bedel (1965),
Değerler, Kültür ve Sanat (1965),
Türkish Architectures (1965),
Türkiye'de Çağdaş Hafıza Tarihi (1966)
, Eğitim Felsefesi (1967),
Islâm Felsefesi (1967),
Humanizmes des Kultures (1967),
Varlık ve Oluş (1968),
İlim Felsefesi I (t969),
Sosyoloji Sözlüğü (1970),
Genel Felsefe Dersleri (1972),
Türk Kozmogonisi: Türk Mitolojisi, Türk Hikmeti, Teknik, Tefekkür (ty) Çevirileri: Yeni
İlmî Zihniyet (G Bachelard'dan, 1934),
İlim ve Felsefe (M Schlick'ten, 1934),
Metafizik I (Aristoteles'ten, 1935)
Lojik Prensipler ve Muasır Tenkid (D Remand' dan, 1942),
Emil Q J Rousseau'dan, 1943),


Nermi Uygur

(1925, İstanbul) İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde görüngübilim ve çözümleyici felsefe yaklaşımlarını kendine özgü niteliklerle temsil eden, bununla beraber önde gelen denemecilerimizden biri olan felsefecimiz
1944 yılında Galatasaray Lisesi'nin Latince Bölümü'nü, 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü bitiren Nermi Uygur, 1950 yılında da benzer bölüme tezgâhtar olarak girdi Benzer yıl Almanya'dan gelen Heirız Heimsoeth'ün derslerini ve seminerlerini Türkçe'ye çeviren Uygur, özellikle Kant araştırmalarıyla ünlü olan, görüngübilim alanında da ünlü bu Alman filozofun yönetiminde hazırladığı Withelm Dilthey'a Tarafından Konuca Temellenmesi Bakımından Manevi Bilimler Öbeğinin Meydana Getirdiği Bilim Bağlamıkonulu teziyle 1952' de doktorasını tamamladı
Türkiye'de felsefe doktorası yapan birincil felsefecilerden biri olan Nermi Uygur, 195254 yıllarında Almanya, Fransa ve Belçika'da görüngübilim üzerine incelemeler yaptı 1954'te Edmund Husserl'de Başkasının Ben'i Sorunuadli tezle doçent; 1964'te ise profesör oldu 1954 Brüksel, 1958 Venedik, 1968 Viyana ve 1978 Düsseldorf Uluslararası Felsefe Kongreleri'ne, 1983'te ise Würıburg'ta toplanan Milletlerarası ÇokKültürlülük Konferansı'na katıldı
197981 yıllarında Almanya'nın Wuppertal Üniversitesi'nde Mantık, Dil, Kültür ve Bilim Felsefesi dersleri verdi; seminerlere ve görüngübilim kolokyumlarına katkıda bulundu 1981 1990 yıllan aralarında İ Ü Felsefe Tarihi Anabilim Dali başkanlığı yapan Uygur, bölümde Antik ve Modern Felsefe Tarihi, Dil ve Küttür Felsefesi, Bilim Felsefesi, Felsefe Metinleri Semineri, Analitik Felsefe Semineri gibi dersler verdi PEN (Dünya Yazarlar Birliğı, Türk Dil Kurumu ve Türk Fizik Demeği'nin üyeliklerinde de bulunmuş olan Nermi Uygur, 1992'de emekli olduğundan beri Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü'nde ussanat ilişkileri üzerine yüksek lisans ve doktora seminerleri ile dersler vermektedir
Eserleri:
Edmund Huserl ’de Başkasının Ben'i Sorunu (1958),
Dilin Gücü (1962),
Felsefenin Çağrısı (1962),
Dünyagörüşü (1963),
İnsan Açısından Edehiyat (1969),
Güneşle (1969),
100 Soruda Türk Felsefesinin Boyutları (1974),
KuramEylem Bağlamında Çözümleyici Bir Felsefe Denemesi (1975),
Dil Yönününden Fizık Felsefesi (1979),
Philosophie der Türkischen Sprache (1980),
Yaşama Felsefesi Denemeler (1981),
Kültür Kuramı (1984),
Bunalımdan Yaşama Kültürü Denemeler (1989),
Modern Ortamda Teknik (1989),
İçi Dışıyla Batı ’nın Kültür Dünyası Bir Deneme Bir Tutam Ifade (1992),
Tadı Damağımda: Bir Okur Yazarın Kitap Okuma Serüvenleri (1995)
Başka Sevgisi(199G),
Salkımlar (1998),
Dipten Gelen (1999),
DenemeliDenemesiz~ (1999)
Çevirileri: Tarihte Gelişme ve Krizler (Erich Rothacker'den, 1955), Etik Denen Bilmece (H Heimsoeth'den, 1957)


Bedia Çay

(1921, İstanbul) İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yapağı dil, kültür ve ahlâk felsefesi çalışmalarıyla tanınan felsefecimiz
Çapa Ilkokulu ve Çapa Ortaokulu'ndan sonra İstiklâl Lisesi'ni bitirdi Yüksekögrenimini 1943 yılında mezun olduğu İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü' nde yapar Benzer bölümde Ernst von Aster'in yönetiminde başladığı doktora çalişmalarını Joachim Ritter'in yanına `Wilhelm von Humboldt'da DilKültür Bağlanası' konulu tezle tamamladı (1954) Arnold Gehlen ve Hans Freyer'in İstanbul Üniversitesi'nde verdiği bir dizi konferansı ve Ritter'in derslerini Türkçe'ye çevirdi 19561958 yıllarında Almanya'ya gitgide artarak Heidelberg Üniversitesi'nde Gadamer'in fenomenoloji seminerlerine katıldı ve Scheler üstüne araştırmalar yaptı 1960'ta Max Scheler'de Şahsiyet Problemiadli çalişmasıyla doçent oldu
1968' de Felsefe Tarihi Kürsüsü'nde profesörlüğe yükseltildi Bölümde Ahlâk Felsefe si, Modern Felsefe Akımları, Felsefe Tarihi Semineri gibi dersler verdi Felsefe Bölümü başkanliğı yaptı
19631983 yıllarında Türk Dil Kurumu idare heyeti üyeliğinde bulundu ve felsefe terimlerinin Türkçeleştirilmesi çalişmalarında Macit Gökberk'le birlikte etkili rol aldı 1984'te emekliye ayrıldı
Eserleri:
Wilhelm von Hamboldt'da Dil Kültür Bağlantısı (1955),
Max Scheler'de Karakter Problemi (1962),
Modern Toplumda Kadın (1963),
Ahlâk Öğretileri – Mutluluk Ahlakı(1963)
Etik ÖğretileriImmanuel Kant ’ın Ahlak Felsefesi (1968)
Modern Felsefe Akımları(1979)
Felsefe Terimleri Sözlüğü(1979)
Modern FelsefeKant ’tan Günümüze Felsefe Akımları(1987)
Atatürk Devrimi ve Temelleri(1995) Max Sheler Felsefesinde birey Kavramı ve İnsan Olma Sorunu(1998)


Arda Denkel

(19492000) Türkiye'de de felsefe adına birşeyler yapılabileceğini, eşsiz görüşler üretilebileceğini gerek bizlere gerekse yabancılara somut olarak gösteren; çözümleyici varlıkbilgisiüstüne düşünceleri oldukça ses getirmiş olan önde gelen çözümleyici felsefecilerimizden Denkel ODTÜ Mimarlik Fakültesi Şehir ve Alan Planlama Bölümü'nde okuduktan sonra Oxford Üniversitesi'nde felsefe doktorasına başladı Oxford'da ünlü felsefeci Peter Strawson' un öğrencisi olan Denkel, doktora öğrenimi süresince daha çok dil felsefesi ve irtibat üstüne yoğunlaştı
Denkel Strawson'un yönetiminde Iletişim ve Amaçbaşlıklı doktorasını tamamladıktan daha sonra Türkiye'ye döndü ve Boğaziçi Üniversitesi'nde dil felsefesi, edim felsefesi, bilgi kuramı, felsefe tarihi üzerine dersler verdi
yapıtları şunlardır:
Uzlaşma: Anlatma ve Anlayış (1981);
Bilginiıı Temelleri (1984);
Anlamın Kökeni (1984);
Nesne ve Doğası (1986);
Kasıt ve Nedensellik (1996);
Rea!i!y and Meaning (Realite ve Amaç, 1995); The Natural Background of Meaning Anlamın Doğal Arka Planı,1999)

DOĞAN ARZU

Gerek ürettiği benzersiz yapıtlarla gerekse yapnğı çevirilerle kıta felsefesinin, özellikle de yorumbilgisinin bu topraklarda rahat bir çevre haricen da tanınmasına öncülük eden felsefecimiz
İzmir' de ilköğrenimini Oltu İlkokulu'nda, ortaöğrenimini Tilkilik Ortaokulu'nda tamamlayan Istek İzmir Atatürk Lisesi' nde başladığı lise ögrenimini ise üçüncü sınıftayken idareli nedenlerle yarıda ayrılmak zorunda kalmış; arkasından kunduracı çırakliğı, sayacılik, tezgâhtarlık gibi dağıtılmış işlerde çalişmıştır 1965 yılinda askerliğini yapmak üzere Sivas'a giden Arzu, 24 ay süren askerliği esnasında dıştan liseyi bitirmiş; sonradan da üniversite sınavına girerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü' nü kazanmıştır (1967) Bu bölümü Herbert Marcuse ve Analitik Felsefebaşlikli 1971 tarihli teziyle tüketen Özlem, felsefe doktorası yerine getirmek amacıyla (o sırada ödev yapağı sendikanın çahşanları tarafindan toplanan parayla) Ahmnya'ya gitmiştir
Her ne dek Berlin Özgürlük Üniversitesi'nde doktora yapma hakkını elde ettiyse de yine hesaplı nedenlerden dolayı doktorasını tamamlayamadan yurda dönmek zorunda kalan Arzu, 1974 yılında mezun olduğu bölümde doktorasına bitmiş başlamıştır Istek, nihayet 1979 yılinda, Max Weber'de Bilim ve Sosyolojiadını içeren teziyle doktorasını tamamlamıştır Yükseköğrenimine başladığı 1967 yıhndan doktora tezini verdiği 1979 yılina kadar, lüzum Türkiye'de gerekse Almanya'da emekçi, ofis memuru, sendikacı, muhasebeci ve idareci olarak öyle çok işte çalışan Arzu, nihayetinde 1980 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak akademik dünyaya birincil adımını atmıştır 1988 yılında doçent, 1993'te ise profesör olan Istek, bu bölümde yürüttüğü Sistematik Felsefe ve Mantıkanabilim dali öğretim üyeliği görevinden 2001 yılinda can atarak emekliye ayrılmıştır

Doğan Özlem 'e tarafından, tarihsel olarak düşünüldüğünde her şeyden önce bir tanımlama yordamı veya sanatı olarak upuzun bir geçmişe sahip olan yorumbilgisi, önce Schleiermacher (17681834), arkasından Dilthey (18331911) tarafından işlenerek, baştan ve içeriye doğru ele alınarak bir felsefeye dönüştürülmüştür
Bilhassa Dilthey 'ın yorumbilgisini felsefeye katma, daha açıkçası felsefeyi yorumbilgisel kılma çabaları, olgucudoğabilimci bilim anlayışının egemenliği karşısında insana, tarihe ve kültüre yönelen bilimlerin; tin bilimlerinin özerkliğini veya bağımsızlığını tanıtlamaya yönelik olmuştur
Özlem, savunduğu Diltheycı çizgide yorumbilgisinden üç şey anlaşılması gerektiğini bildirir:
(ı) binyılların açıklama sanatı, yöntemi ve tekniği;
(u) bu sanat, yöntem ve tekniğe ışık tutan bir açıklama öğretisi;
(ııı) bu yorum öğretisini temellendiren bir felsefe
Arzu'e göre bu noktada tartışılması gereken esas sorun yorumbilgisinin üçüncü görünümü, onun felsefealmak bakımından neliği üzerinedir
Esas işlevi olan anlamayı anlamakçabasını sürdürürken felsefeyi ve felsefeleri de anlamayı amaçlayan yorumbilgisi, bu yönüyle felsefenin felsefesigörünümüne sahiptir
Eserleri: Tarih Felsefesi (1984), Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi (1986 ak Weberde Bilim ve Sosyoloji (1990), Mantık (1991), Felsefe Yazıları (1992) Metinlerle Hermıeneutik Dersleri (2 deri, 1994t995) Felsefe ve Doğa Bilimleri (1995) Bilim Tarih ve Yorum (1997), Felsefe ve Kültür (Tin) Bilimleıi (1998), Siyaset Bilim ve Tarih Bilinci (1999), Felsefe ve Tin Bilimleri (2001) Çevirileri: Kant':n Yaşamı ve Öğretin (Cassirer'den, 1988), Tarihselcilik Sorunları (Rothackes'den, 1990), Bilim Kuramına Giriş (Ströker'den, 1990), Heidegger (Üstüne İki Yazı (Pöggeler ve Allemann'dan 1994), Heidegger Bir Filozof, Bir Alman (Fühnerfeld'den, 1994), Geoıg SimmeL Yaşamı, Sosyolojisi, Felsefesi Qung'dan, (1995) Tekniğe Karşın Soru (Heidegger'den, 199, Aydınlanma Felsefesi (Cassirer'den 1998), Hernıeneutik ve Tin Bilimleri (Dilthey°dan, 1999) Keza Günümüzde Felsefe Disiplinleri (1990) ve Hermenentik (Yörumbilgisi Üzerine Yazırlar (1995) adli iki derleme eser kitabı ve yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır


Betül Çotuksöken

YolKültürAvrupa Üstüne

Betül Çotuksöken; 1950 yılında İstanbul ’da doğdu Orta öğrenimini İstanbul Kız Lisesi ’nde tamamladı1972 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü ’nü bitirdi 1982 yılında aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak işe başlayan Çotuksöken , 1984 ’de doktorasını verdi ve 1988 ’de doçent oldu 1996 yılında profesör olan Çotuksöken ’in başlıca alaka alanı Ortaçağ Felsefesi ’dir Kıvrımlar halinde uzanan, fazla dağıtılmış amaçlar uğruna yapılan yollar Önceleri doğal görünümdeyken, beliren gereksinimler doğrultusunda özel bir çabayla oluşturulan, yüzyıllarcayüzyıllardır varlığım sürdüren yollar Başka bir deyişle, ilkin doğal yapıyla düzen içinde kendini belirten, sonradan da örneğin, askeri gerekçelerle, fetih nedeniyle yapı edilen yollar Genelde insanı insana ya da bir doğa parçasına, yoksa da başka herhangi bir şeye: tehlikelere, güzelliklere, iyiliklere, kötülüklere, savaşlara götüren yollar Toplumu topluma açan olanaklar alanı olarak yollar Kültürü, her türlü insan başarısını, bir coğrafyadan ötekine aktaran, taşıyan yollar Fakat yollardan adet edinmek bireyden veya toplumdan çaba ister şüphesiz ki bu çaba üstünkörü olarak da kalabilir, derinlere, öze de inebilir En iyi ve en hoş olanı kuşkusuz, yolunuzu kendinizin yapması, yolunuzu kendinizin açmasıdır Yol bir biçim, yolu çok değişik malzemelerle döşemek veya onu sadece bir biçim olarak başlamak, muhakkak bir zemine sadece bir çeki ahenk vererek yolu oluşturmak mümkündür Yol bir devinme, hareket; canlılığın, hareketin imi; yol insanın coğrafyaya ilk katkısı, doğaya birincil müdahalesidir Yol, uzaklıkların somutlaşması, anlaşılabilir kılınmasıdır Roma yolu, ipek yolu, baharat yolu: dünyaların dünyalara, kültürlerin kültürlere açılması, bağlanması Uzayıp dışarı giden yollar bir biçim, bir kavuşma, bir randevulaşma ortamıdır; yollar, biçim olarak, bir içeriği bir yerden diğer bir yere taşıma aracıdır İşte yol ile belli bir dünya kesiti arasındaki en canlı imge Romave yolikilisinde kendini gösteriyor Yol ve Romaveya Roma ve yoladeta birbirinden ayrılamayan bir ikili gibidir Yol Roma'yı, Roma da yolu çağrıştırıyor Roma yollan; Kuzeybatı Avrupa'nın en kutup noktalarından, Kuzey Afrika'ya, Anadolu'ya, daha kucaklayıcı bir deyişle, kültür bağlamında, tinsellik bağlamında Asya'ya uzanan yollardır
*
 

Similar threads

Türk Filozofların eserleri türk filozofları hakkında veri Hilmi Ziya ÜLKEN (1901, İsranbul ; 1974,Istanbul) Türkiye'de felsefeden sosyoloji ve psikolojiye, felsefe tarihinden ; mantık tarihine,Islâm felsefesinden Türk İslâm düşüncesi ve modern Türk düşüncesine, bilim felsefesinden eğitim...
Cevaplar
0
Görüntüleme
103
Nermi Uygur kim, Nermi Uygur biyografi, Nermi Uygur hayatı, Nermi Uygur Hakkında Bilgi 1944 yılında Galatasaray Lisesi'nin Latince Bölümü'nü, 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü tüketen Nermi Uygur, 1950 yılında da aynı bölüme asistan olarak girdi Benzer yıl Almanya'dan gelen...
Cevaplar
0
Görüntüleme
132
Spor Felsefesi nedir Spor Felsefesi ülkemiz için yeni bir konudur Spor Biliminin ülkemizdeki tarihine göz attığınızda Spor Biliminin birincil anından itibaren Spor Felsefesi konusunun da gündeme getirildiğini görebilirsiniz 1Spor Felsefesi nedir? Spor felsefesi spor ile ilgili olan...
Cevaplar
0
Görüntüleme
177
nermi uygur yaşama felsefesi nermi uygur eserleri Nermi Uygur, felsefe profesörü, yazan Nermi Uygur Galatasaray Lisesi'nin Latince Bölümü'nü bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Felsefe Bölümü'nden ve Köln Üniversitesi'nden mezun olan Profesör Nermi Uygur, 1950...
Cevaplar
0
Görüntüleme
72
Arda Denkel hakkında data Arda Denkel biyografi (19492000) Türkiye'de de felsefe adına birşeyler yapılabileceğini, özgün fikirler üretilebileceğini lüzum bizlere gerekse yabancılara somut olarak bildiren; çözümleyici varlıkbilgisiüstüne düşünceleri epeyce ses getirmiş olan önde gelen...
Cevaplar
0
Görüntüleme
203
858,506Konular
982,803Mesajlar
30,612Kullanıcılar
D-AZYSon üye
Üst Alt